ÇÖMLEK
O gün dükkana sevdiği kızın babası girmişti. Eli ayağına girmişti oğlanın, hemen başını öne eğip "hoş geldiniz efendim" dedi. Çok heyecanlandı. Kızın, babasına kendini anlattığını ve onun nasıl çömlek yaptığını izlemek için dükkana geldiğini anladı. Hafifçe gülümsedi başı öndeyken. Adam çocuğun başını okşayıp "sağ ol oğlum" dedi. İçeri yürüdü. Hemen arkasında oğlan gülümsemesine engel olmadan yürüyordu. Yapabilirdi. Şekerliğin kapağını iple gövdeden ayırdıktan sonra şekerliğe tam oturacaktı. İnanıyordu. Aksi takdirde kızla evlenemezdi. Çünkü bu, işinde iyi olmadığını gösterirdi. Yörenin bir inancı ya da bir geleneğiydi bu. Avanos'un her erkeği bu sınavdan geçerdi evlenebilmek için.
Ustası adamı görünce hemen masalı odaya geçirip " oğlum iki çay kapta gel" dedi. Biraz şaşırmıştı. Çünkü ustası biliyordu o kızın babası olduğunu ve kıza olan sevdasını.
İkilemedi. Getirdi çayları. Önce kızın babasına sonra, ustasına verdi çayı. Morali bozulmuştu oğlanın. Ama kendini hemen toparladı. Şekerliğe odaklandı. Çayı verdikten sonra masanın tam çaprazındaki tabureye oturdu. Ustası gözüne baktı. Başıyla dışarıyı işaret etti. Bu hareket ona o an çok babacan gelmişti. Dışarı çıktı hemen. Kapıda beklemeye başladı. Şekerliği nasıl yapacağını düşünmeye başladı tekrar. Yapacaktı. O kapak oturacaktı. On dakika sonra kapı açıldı önde adam arkada ustası. Çömlek yaptıkları işlikbaşı tarafına doğru yöneldiler. Zamanı geldi diye düşündü. Bir an da ustası
"Oğlum çamuru hazırla. Beyefendi için şekerlik yapacağım." dedi. Yanlış anladığını düşündü. Baktı ustasına aval aval. İdrak etmeye çalıştı.
"Nasıl" demek istedi.
Boğazı düğümlenmişti.
Gözleri dolu dolu hazırladı çamuru.
İzledi şekerliğin yapımını. Herkes orada çamur görüyordu. O ise sevdiği kız için dökeceği göz yaşını.
"Hayırlı olsun. Yarın gel iste kızı." dedi kızın babası.
Oğlan yutkundu ve çıktı işlikbaşından. Koşarak uzaklaştı. Ustası sevdasını bildiği halde acımamıştı oğlana.
Yapabileceği bir şey yoktu.
Tek çare...
Tek çare...
Ölümdü...
Ustası adamı görünce hemen masalı odaya geçirip " oğlum iki çay kapta gel" dedi. Biraz şaşırmıştı. Çünkü ustası biliyordu o kızın babası olduğunu ve kıza olan sevdasını.
İkilemedi. Getirdi çayları. Önce kızın babasına sonra, ustasına verdi çayı. Morali bozulmuştu oğlanın. Ama kendini hemen toparladı. Şekerliğe odaklandı. Çayı verdikten sonra masanın tam çaprazındaki tabureye oturdu. Ustası gözüne baktı. Başıyla dışarıyı işaret etti. Bu hareket ona o an çok babacan gelmişti. Dışarı çıktı hemen. Kapıda beklemeye başladı. Şekerliği nasıl yapacağını düşünmeye başladı tekrar. Yapacaktı. O kapak oturacaktı. On dakika sonra kapı açıldı önde adam arkada ustası. Çömlek yaptıkları işlikbaşı tarafına doğru yöneldiler. Zamanı geldi diye düşündü. Bir an da ustası
"Oğlum çamuru hazırla. Beyefendi için şekerlik yapacağım." dedi. Yanlış anladığını düşündü. Baktı ustasına aval aval. İdrak etmeye çalıştı.
"Nasıl" demek istedi.
Boğazı düğümlenmişti.
Gözleri dolu dolu hazırladı çamuru.
İzledi şekerliğin yapımını. Herkes orada çamur görüyordu. O ise sevdiği kız için dökeceği göz yaşını.
"Hayırlı olsun. Yarın gel iste kızı." dedi kızın babası.
Oğlan yutkundu ve çıktı işlikbaşından. Koşarak uzaklaştı. Ustası sevdasını bildiği halde acımamıştı oğlana.
Yapabileceği bir şey yoktu.
Tek çare...
Tek çare...
Ölümdü...

Yorumlar
Yorum Gönder