RENKLİ SOKAKLARIN YALNIZLIĞI

Bir yoldu herkes için. Herkes sokağın sonuna varmak için yürürdü. Ya da bir mekâna oturmak için. Ya da alışveriş için. Ama o...
Gençlik yılları geliyordu aklına. Delikanlılık dönemleri. Nasılda hüzün kaplıyordu içini. Düşünüyordu. Anımsıyordu. Hüzünleniyordu. Bir kız vardı. O kızla neler yaşadığını hatırlıyordu. Bu renkli sokaklarda o günler yürürken nasıl da heyecanlı olduğunu biliyordu. Ama şimdi, renkler solmuş, her şey siyah beyaz film gibi gözünden canlanıyordu.
Sabırsızca sevdiği kızın karşısına dikilip "Güzel hatunsun, yüreğim hopluyor seni görünce" demesiyle başladı her şey. Aslında daha önceden başlamıştı ama aklına gelmedi o hisler. İhtiyarlıktan mı yoksa hatırlamak istememekten midir bilinmez. Kızın, sessizce gülümseyip orayı terk etmesi daha da körüklemişti aşkını. Günlerce köşe bucak kovalamıştı kızı. Nerede görse bir köşeye sinip izlemişti onu. 
Amansız dakikalarda çıktı karşısına kızın. Sürprizler yaptı. "Bana yüreğini kaptırdı" diye geçirmişti içinden. Hazırdı. Emindi kendinden. 
Kızı anlattı annesine. Annesi gitti konuştu dünürüyle. Anlaştılar. Evlendirdiler gençleri. Mutluydular. Seviyorlardı birbirlerini. Çocukları oldu üç tane. Onları sevgiyle büyütüp evlendirdiler. 
Kırk beşinci yılları için hazırlanıyorlardı ki, tek başına kutladı o günü adam. Yüreğini, yüreğine eş bildiği kadın şimdi toprağın altındaydı. 
Yalnızdı adam renkli sokaklarda. Ama kalbinde hep karısı, aklında o toprağın altına girme sevdası vardı. Elbet bir gün..

Yorumlar